Deniz Feneri
Wirginia Woolf – “Deniz Feneri”
Woolf’un bilinç akışında sessizlik, düşüncenin arasıdır.
Söylenmeyen şeyler karakterlerin gerçek hayatıdır.
“Zihin sürekli konuşur, ama gerçek anlam boşluklarda saklanır.
Deniz Feneri’nde “sessizlik” dışarıdan bakınca boşluk gibi görünmez; daha çok zihnin akışında görünmeyen geçiş alanlarıdır.
“Zihin sürekli konuşur”
Woolf’un karakterleri dış dünyadan çok iç dünyada yaşar:
- anılar gelir
- çağrışımlar olur
- küçük duygular büyür
- bir düşünce diğerine akar
Bu yüzden metinde “durmak” neredeyse yoktur. Zihin sürekli çalışır.
Ama bu konuşma, yüksek sesli bir konuşma değil; iç monologdur.
“Sessizlik düşüncenin arasıdır”
Buradaki “sessizlik” şunu ifade eder:
İnsan zihni aslında hiç susmaz, ama her düşünce arasında:
- kısa boşluklar
- fark edilmeyen geçişler
- kelimeye dönüşmeyen hisler
vardır.
Woolf’un yaptığı şey şu:
O boşlukları da anlatının parçası yapmak.
Yani sessizlik “hiçlik” değil, düşünce akışının görünmeyen bağlantılarıdır.
“Söylenmeyen şeyler gerçek hayattır”
Çünkü Woolf’a göre insanlar kendilerini en çok
- söyledikleri cümlelerde değil
- söylemedikleri ama hissettiklerinde
yaşarlar.
Örneğin:
- biri “iyiyim” der
- ama içindeki kırılma bambaşkadır.
Asıl gerçeklik o “bambaşka olan”dır.
“Boşluklarda anlam saklanır”
Deniz Feneri’nde anlam çoğu zaman:
- cümlelerin içinde değil
- cümleler arasındaki geçişlerde
- hatta bazen hiç yazılmayan yerde
ortaya çıkar.
Bu yüzden Woolf’un metinlerinde:
- olaylar küçük görünür
- ama içsel yoğunluk çok büyüktür.
Woolf’un “sessizlik” anlayışı şudur:
Sessizlik, düşüncenin olmadığı yer değil; düşüncenin henüz kelime olmamış halidir.
Woolf’un bilinç akışında sessizlik, düşüncenin arasıdır.
Söylenmeyen şeyler karakterlerin gerçek hayatıdır.
“Zihin sürekli konuşur, ama gerçek anlam boşluklarda saklanır.”