TEFRİKA ROMAN ”Sessizliğin Kıyısında” 23. Bölüm , Hasan’ın Kadrajı

TEFRİKA ROMAN ”Sessizliğin Kıyısında” 23. Bölüm , Hasan’ın Kadrajı
20/05/2026 16:26
28
A+
A-

  Hasan işinde gerçekten iyiydi.

Bunu sadece müşterileri söylemiyordu.

Fotoğrafçılar da biliyordu bunu.

Bir ışığın ne zaman sertleşeceğini,

bir yüzün hangi saniyede savunmasını düşürdüğünü,

bir arabanın metalinde güneşin nerede kırılacağını hissedebiliyordu.

Bazı insanlar teknik öğrenirdi.

Hasan ise bakmayı öğrenmişti.

Aradaki fark buydu.

Çekimlerde fazla konuşmazdı.

Ekip telaşla koştururken Hasan bazen dakikalarca aynı yerde dururdu. Çok ağır başlı bir adamdı. Olgundu. Ama eğlenceliydi. İnsanları güldürmeyi bilirdi. Samimi, sıcak, doğal…

Sonra küçük bir açı değiştirirdi sadece.

Ve fotoğraf bir anda canlanırdı.

Genç asistanlardan biri bir gün:

“Abi sen insanın görmediği şeyi görüyorsun,” demişti.

Hasan cevap vermemişti.

Çünkü insan bazen başkalarının sakladığı şeyi kolay görüyordu da, kendi içindekini göremiyordu.

Onun fotoğraflarında hep küçük bir eksiklik hissi vardı.

Markalar bunu “duygu” sanıyordu.

Oysa o duygu biraz Hasan’ın kendisiydi.

Çünkü en iyi kareleri, bir şeyin tam olmadığı anlarda çekiyordu: gülüş bitmeden hemen önce, göz kaçarken, sessizlik çökerken, insan kendini unuturken.

Kusursuzluk ilgisini çekmiyordu.

Çatlak olan şeylere bakıyordu hep.

Bir keresinde İstanbul’daki büyük bir ajans toplantısında, reklam yönetmeni Hasan’ın çektiği fotoğraflara uzun süre bakmıştı.

Sonra şöyle demişti:

“Sen arabayı değil, yalnızlığı çekiyorsun biraz.”

Masadakiler gülmüştü.

Hasan da gülmüş gibi yapmıştı.

Ama o cümle uzun süre içinde kalmıştı.

Çünkü Hasan hayatı boyunca eksik hissetmişti biraz.

Belki bu yüzden başkalarının eksikliğini hemen tanıyordu.

İnsan bazen yarasını mesleğe dönüştürüyordu.

Hasan’ın kamerası da biraz böyle çalışıyordu: dikkatle, sessizce, kimsenin bakmadığı yere bakarak.

Ve belki de bu yüzden işinde bu kadar iyiydi. Çok iyiydi. Bir numaraydı .

Çünkü bazı insanlar dünyayı sadece görmezdi.

İçindeki boşlukla birlikte hissederdi.

Hasan son yıllarda en çok gayrimenkul çekimi yapıyordu.

Yeni yapılan rezidanslar,

lüks villalar,

boş daireler,

henüz kimsenin yaşamadığı hayatlar…

Firmalar onu özellikle istiyordu.

Çünkü Hasan evleri sadece büyük göstermiyordu.

İçlerinde bir his bırakıyordu.

Sabah çekime giderken arabada genelde müzik açmazdı.

Şehrin sesini dinliyordu: kırmızı ışıkta bekleyen motorları, uzaktan geçen minibüsleri, inşaat seslerini, Adana sıcağında ağırlaşan trafiği.

Adana büyüyordu.

Ama Hasan bazen insanların neden bu kadar büyük evler istediğini düşünüyordu.

Belki herkes içindeki boşluğu biraz daha geniş odalarla susturmaya çalışıyordu.

O gün çekim yapılan villa şehrin dışında yeni yapılan bir sitedeydi.

Bembeyaz duvarlar, yüksek camlar, sessiz koridorlar…

Ev kusursuzdu.

Ama henüz yaşayanı yoktu.

Hasan tripodunu kurarken içeride yankılanan ayak seslerini dinledi.

Boş evlerin sesi başka oluyordu.

İnsan kendi yalnızlığını daha net duyuyordu içinde.

Emlak firmasından genç kadın heyecanla anlatıyordu:

“Abi özellikle salonu geniş gösterelim.

Müşteri ferahlık hissi seviyor.”

Hasan başıyla onayladı.

Vizörden salona baktı.

Güneş büyük camlardan içeri giriyordu.

Ama oda yine de soğuk görünüyordu.

Çünkü bazı yerler eşya eksikliğinden değil, hayat eksikliğinden boş oluyordu.

Çekim ilerledikçe Hasan küçük ayrıntılara takıldı: mutfak tezgâhındaki tek bardak izi, havuzdaki hareketsiz su ,açık bırakılmış perde, çocuk odasındaki boş raf.

Bir evi yaşanmış gösteren şeyin mobilya değil, insan izi olduğunu biliyordu.

Öğleden sonra çatıda drone çekimi yaptı.

Site yukarıdan mükemmel görünüyordu: simetrik yollar, parlak havuzlar, cam balkonlar…

Hasan bir an kamerayı indirip uzaklara baktı.

Şehir puslu sıcağın içinde uzanıyordu.

Ve içinden sebepsizce şu geçti:

“İnsan bazen hayatını büyütüyor, ama içindeki boşluk aynı kalıyor.”

Akşam çekim bittiğinde firma sahibi fotoğraflara baktı.

“Abi sen ev değil, hayat satıyorsun,” dedi gülerek.

Hasan hafifçe gülümsedi.

Ama kendi hayatına dönünce onu bekleyen şey, sessiz bir apartman dairesi olacaktı yine.

Ve insan bazen başkalarına ait hayalleri en iyi çeken kişi olurdu da kendi hayatının içine uzun süre bakamazdı.

Yıldız vermeyi unutmayın 😉
[Total: 0 Average: 0]
Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.