TEFRİKA ROMAN ”Sessizliğin Kıyısında ” 26.Bölüm “Belki de insanın evi, kaçmadığı yerdir.”

TEFRİKA ROMAN ”Sessizliğin Kıyısında ” 26.Bölüm “Belki de insanın evi, kaçmadığı yerdir.”
20/05/2026 23:22
7
A+
A-

Hasan hiçbir yere ait olamamış adamlardandı.
Bir şehrin içinde yürür ama oraya yerleşemez, bir insanın gözlerine bakar ama uzun kalamazdı.
Sanki içinde, sürekli yola çıkmak isteyen ürkek bir kuş vardı.

Durursa acıyacak sanıyordu.

Çünkü bazı insanlar çocukluklarından beri hareket ederek saklanırdı kendinden.
Hasan da öyleydi.
Kalabalıkların, yolların, ışıkların, çekimlerin içine dağıtmıştı ruhunu.

Oysa insan en çok kendinden kaçarken yoruluyordu.

O pazar çocukları almaya gittiğinde Mete boynuna sarıldı.
Çocukların sarılması başka oluyordu.
İnsan orada ne kadar eksik olduğunu hissediyordu.

“Bugün gitmeyelim bir yere baba,” dedi Mete.
“Evde kalalım.”

Hasan’ın içinden eski alışkanlık geçti önce:
dışarı çıkmak, oyalanmak, hareket etmek.

Sonra sustu.

Bir sustu ki içinde yıllardır konuşan bütün yollar da sustu sanki.

Öğleden sonra evin içine yavaş bir hayat yayıldı.

Mete oyuncaklarını halıya döktü.
Çınar mutfakta ekmek yakıyordu biraz.
Televizyonun sesi başka odadan buğulu buğulu geliyordu.

Kettle kaynadı.
Bir bardak düştü.
Bir çocuk güldü.

Hasan uzun zamandır ilk kez bunların içinde kaldı.

Müdahale etmeden.
Düzeltmeden.
Kaçmadan.

Çünkü insan bazen hayatı büyük şeylerde değil,
bir evin dağınıklığında buluyordu.

Akşamüstü Çınar balkondan gökyüzünü çekiyordu.

“Baba,” dedi,
“ışık tam şimdi güzel.”

Hasan çocuğun yanına geçti.
Gökyüzüne baktılar.

Bir süre konuşmadılar.

Ve Hasan ilk kez şunu hissetti:
Bazı sessizlikler insanı yalnız bırakmıyordu.

Gece çocuklar kanepede uyuyakaldığında ev darmadağındı.

Oyuncaklar yerdeydi.
Yarım bardak çaylar soğumuştu.
Mutfakta ekmek kokusu kalmıştı.

Hasan salonun ortasında uzun süre ayakta durdu.

Sonra içinden, yıllardır ilk kez, yavaş ve korkmadan geçen bir cümle oldu:

“Belki de insanın evi, kaçmadığı yerdir.”

Rüya, Hasan’ın “değişmek istiyorum” cümlesinden sonra uzun süre konuşmadı.

Çünkü bazı cümleler söylenince bitmezdi.
İçeride yankılanırdı.

Çaydanlığın sesi azaldı.
Ev küçüldü sanki.
Ya da Hasan ilk kez evin içine sığmadığını hissetti.

Rüya bulaşıkları yıkarken arkasına bakmadan konuştu:

“Değişmek istemek kolay Hasan.
Kalmak zor.”

Hasan cevap vermedi.

Çünkü ilk kez savunma kurmadı.

Çocuklar salonda oynuyordu.

Mete koşuyor,
Çınar sessizce bir şeyler çiziyordu.

Hasan onları izledi.

Eskiden böyle anlarda içinden gitmek geçerdi.
Bir yere, bir işe, bir görüntüye…

Şimdi gitmedi.

Sadece izledi.

Rüya ellerini kurularken döndü.

“Beni en çok ne yordu biliyor musun?” dedi.

Hasan bakmadı hemen.

Rüya devam etti:

“Senin hep yarım kalman.
Yanımdayken bile…”

Cümleyi bitirmedi.

Bitmeyen cümleler daha ağırdı.

Hasan bir adım attı.

Ama bu kez yaklaşmak için değil,
kaçmamak için.

“Ben hep gidiyordum,” dedi tekrar.
Ama bu kez savunma gibi değil.

itiraf gibi.

Rüya ilk kez gözlerini yumuşattı.

“Ben de hep kalıyordum,” dedi.
“Bunu kimse fark etmiyor sanıyorsun.”

O an Hasan’ın içinde bir şey çözüldü.

Büyük bir kırılma değildi.
Sessiz bir çözülmeydi.

Sanki yıllardır sıkı tutulan bir ip gevşedi.

Hasan yere baktı.

Çocukların oyuncakları vardı orada.
Dağınık, küçük, gerçek.

Ve ilk kez şunu düşündü:

“Ben hayatı hep dışarıdan düzenlemeye çalışmışım.
İçine hiç girmeden.”

Rüya mutfağın kapısına yaslandı.

“Ben seni değiştirmek istemiyorum Hasan,” dedi.
“Ben sadece burada kalmanı istiyorum.”

Hasan o cümleyi hemen anlamadı.

Çünkü bazı sözler anlamak için değil, yaşamak için söylenirdi.

O gün Hasan dışarı çıkmadı.

Telefonuna bakmadı.

Bir çekim iptal edildi.

Dünya devam etti.

Ama Hasan ilk kez dünyanın dışında değil,
içinde kalmaya çalışıyordu.

Akşam olduğunda çocuklar uyudu.

Rüya salonda oturuyordu.

Hasan yanına geldi.

Aralarına eski mesafe oturmadı bu kez.

Ama yeni bir yakınlık da hemen gelmedi.

Sadece sessizlik vardı.

Hasan fısıldar gibi söyledi:

“Ben seni hiç tam görmemişim.”

Rüya başını çevirdi.

“Ben de seni,” dedi.

Ve o gece Hasan ilk kez şunu anladı:

Sevgi, birini bulmak değil sadece.
Birinin yanında kalabilmeyi öğrenmekti.

Ve bu öğrenme,
insanın en geç öğrendiği şeydi.

Yıldız vermeyi unutmayın 😉
[Total: 0 Average: 0]
Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.