KURTULUŞ SAVAŞINI KONU ALAN ROMANLAR

Kurtuluş Savaşı’nı konu alan yazarlar ve romanlarını ele aldığımız bir yazıdır. Romanları belirtirken eserlerin içeriklerinden de kısaca bahsettik.

KURTULUŞ SAVAŞINI KONU ALAN ROMANLAR
A+
A-
06.04.2022
2.979

KURTULUŞ SAVAŞINI KONU ALAN ROMANLAR

Ahmet Hamdi Tanpınar:

Sahnenin Dışındakiler

(Cemal, Sabiha)

Roman Milli mücadele İstanbul’unu anlatır. Romanın başkahramanı Cemal‘dir. Eser siyasi konuların fazlaca yer aldığı bir romandır. Romanın başkahramanı Cemal’in gözünden İstanbul’un işgal yılları anlatılır. Eserin adı, yani sahnenin dışı İstanbul; sahnenin içi ise Kurtuluş Savaşı’nın yaşandığı Anadolu’dur. Romanda aşk da ihmal edilmemiştir. Cemal, eserin diğer önemli kahramanı Sabiha‘yı sevmektedir. Sabiha, modernleşmekte olan Türk kadınını temsil eder. tiyatroyla ilgilenir, kadın hakları konusunda mücadele eder. İhsan, Süleyman Bey, Nasır Paşa, Kudret Bey, Muhlis Bey, Muhtar ve Tevfik Bey eserin diğer kahramanlarıdır.

Aka Gündüz:

Dikmen Yıldızı

(Yıldız, Murat, Kamil Bey)

Milli Mücadeleye İstanbul üzerinden değil, doğrudan Anadolu üzerinden anlatır. Roman, Dikmen Yıldızı namıyla ünlü Yıldız‘ın kişisel öyküsünü anlatır. Burada Yıldız, İzmir’in tanınmış ailelerinden birinin kızıdır. Yüzbaşı Murat ile nişanlıdır. Yüzbaşı Murat‘ın gizli bir görevi vardır. Bunu başarabilmesi için yakınlarına şehit olduğu haberi verilir. Bunu duyan Yıldız, bunalım geçirir. Tedavi görür. Bu amaçla Anadolu’da çeşitli yerler gezdirilir. Anadolu’nun çileli ama şikayet etmeyen kadınlarını görür ve psikolojisi düzelir. Kendine gelen Yıldız, nişanlısı Murat’ın şehit olduğunu, bunun da onur duyulacak bir şey olduğunu anlamaya başlar. Büyük Taarruz’dan sonra Ankara’ya oradan da İzmir’e döner. Mustafa Kemal Paşa onlara bir sürpriz hazırlamıştır. Şehit olduğunu sandığı nişanlısı Murat yaşamaktadır ve masanın üstünde düğün davetiyeleri vardır.

Attila İlhan:

Kurtlar Sofrası

(Mahmut Ersoy, Ümit, Zihni Keleşoğlu, Kâtip Rıza)

Romanın kahramanı Kurtuluş Savaşı’na katılmış Mahmut Ersoy‘dur. Hüsnü Faik Bey’in “Birlik” gazetesinde yazar olarak çalışmaktadır. Atatürk’ün devrim ve ilkelerini yaşatmaya azimli bir kadronun karşısında çıkarcılar, karaborsacılar vardır. Mahmut, bu çıkarcılar tarafından öldürülür. Cinayet, Mahmut’un sevdiği Ümit‘in sayesinde çözülür. Roman Mahmut’un şu sözü hatırlatılarak biter: “Memleket bir kurtlar sofrasına döndü mü isyan haktır.”

Hasan İzzettin Dinamo:

Kutsal İsyan

8 cilt olarak basılmış olan eser Millî Mücadele üzerine yazılan en uzun soluklu roman olarak bilinmektedir. Romanda yer alan kişiler, tüm ciltlerde tarihi şahıslardan alınmıştır. Millî Mücadele yıllarını anlattığı için savaşa katılan, savaşta cephe gerisinde olan, Millî Mücadele’nin karşısında ya da yanında siyasi fikirleriyle ön plana çıkan her kesimden şahıs romanda yer almıştır. Sadrazamın İstanbul’dan gönderdiği telgrafta: “İstanbul’da bulunmanız uygun olur.’” demesi ne demekti? Demek ki İstanbul bir ana-baba günü yaşıyordu. Kıyıda köşede kalmış aklı başında kişilerin payitahtta bulunması gereken günler gelip çatmıştı. Talat Paşa’nın harp kabinesi, düşeli beri en önemli ikinci olay, İzzet Paşa kabinesinin düşüşüydü. Bundan sonra, iktidar, karanlıkta nöbet bekleyen karanlık zümrelerin, hırsların, belki de gerçek yurt düşmanlarının eline geçecekti, İzzet Paşa, son namuslu sadrazam sayılabilirdi. Rauf Bey, Fethi Bey gibi kaliteli hürriyetçi ve yurtsever arkadaşlarıyla birlikte büyük bir iyi niyetle de kabinesini güçlendirmişti.

Halide Edip Adıvar:

Ateşten Gömlek

(Peyami, Ayşe, İhsan)

Roman, Peyami‘nin yazdığı hatıra defterindeki olaylardan oluşmaktadır. Ayşe, Peyami’nin uzak bir akrabasıdır. Ayşe ile Peyami birbirleriyle evlendirilmek istenmektedir. Peyami kabul etmez. Bunun üzerine Ayşe evliliğe küser. Ancak Peyami bir süre sonra Ayşe’ye aşık olur. Ayşe’ye aşık olan bir kişi daha vardır. O da İhsan’dır. Üç kahraman aynı zamanda birer vatan aşığıdır. Bu yüzden Ayşe hemşirelikle, İhsan ordu komutanlığı ve Peyami de askerlikle vatan savunmasına düşer. Birçok cephede savaşırlar. Ayşe ve İhsan bir cephede şehit düşer. Peyami, Ayşe ve İhsan’ı İzmir’e gömdürür. Ancak bu olay ve kişilerin gerçek olup olmadığı bilinmemektedir. Çünkü Peyami’nin kafasında bir kurşun vardır. Ve çoğu olayı hatırlayamamaktadır. Bu yüzden bu olaylar ve kişiler bir anı niteliğindedir.

Halide Edip Adıvar:

Vurun Kahpeye

(Aliye, Tahsin, Hacı Fettah)

Konusunu kurtuluş savaşı yıllarında bir öğretmenin yobaz düşünceye sahip kişilerce öldürülmesinden alır. Başkahraman Aliye, Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra öğretmenlerinin çoğunluğunu başı örtülü bayanların oluşturduğu bir köy okuluna öğretmen olur. Köy halkı ve öğretmenler Aliye’ye tepkilidir. Ancak Yunan generalleri ile işbirliği yapan Hacı Fettah da tepkilidir. Aliye, Tahsin Bey adlı bir subaydan hoşlanır. Tahsin Bey savaşta yaralanınca Aliye evinde tedavi etmeye başlar. Fakat Aliye’ye düşman olan Hacı Fettah Bu durumu fırsat bilip köylüyü galeyana getirerek Aliye’yi köy meydanında sopalarla döverek hunharca öldürürler.

İlhan Selçuk:

Yüzbaşı Selahattin’in Romanı

Yarı sömürge durumuna düşmüş bir imparatorluğun paylaşılması üstüne, savaşların uçsuz bucaksız cephelerinde bir o yana bir bu yana koşuşan subayların dramı. Osmanlı’nın yıkılışından Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarına uzanan bir tarihin romanı.

İlhan Tarus:

Vatan Tutkusu

Ege’de Yunan işgali başlamış, Aydın düşmek üzeredir. Nazilli civarında dağlar efelerin meskeni olmuştur. İşgal ordularının öncü kıtalarına kurdukları pusuların, vur kaç taktiklerinin onları yavaşlattığını ancak daha büyük bir güçle gelmeleri halinde bu direnişlerinin kolayca ezileceğini görürler.

Hiç bilmedikleri, hiç görmedikleri yerlerde kendileri gibi direnenlerle birlik ihtiyacı yeşermekte, bu durum kurtarılacak “mülk” ve “toprak” algılarını “vatan”a dönüştürmektedir. Beri yandan aralarındaki yiğitlik atışması birlik ihtiyacını gölgeler, hiç biri emir komuta altına girmek istemez.

Ne var ki aralarında olan bir ağanın katibi çoktandır “vatan” tutkusuyla örgütlenmektedir.

Dağlardaki Alevi köylerden, şehir ve kasabadaki Rum ve Ermenilere kadar herkes giderek büyüyen ve güçlenen Vatan ihtiyacına yönelirken bu kavram, bir olmanın tanımına dönüşmektedir. Yine de halen kurtuluşu İstanbul’da, padişahta, halifede görenler vardır.

Bir halkın topyekün aynı fikir altında toplanmasını küçük bir ölçekte yansıtan sıra dışı bir öykü. Kurtuluşu sadece efelerin erkekliğiyle değil kadın ve kadının toplumsal yeriyle sorgulayıp sahneleyen, kadının yükselişine işaret eden, tüm kahramanlarını olumlu ve olumsuz yanlarıyla gösteren ama asla kötülemeyen kuraldışı bir anlatım.

Kemal Tahir:

Esir Şehrin İnsanları

(Kamil Bey, Neriman, Nedime Hanım, Ahmet)

Dünya Savaşı karışıklığından iki yıl sonra Kamil Bey, karısı Neriman ve kızı Ayşe ile birlikte İspanya’dan İstanbul’a döner. Bağlarbaşı’nda babasından kalma köşkü onartarak oraya yerleşirler. Bu sırada Galatasaray Lisesi’nden arkadaşı Ahmet, Kamil Bey’den kendilerine yardım etmesini ister. Kamil Bey, Nedime Hanım’ın çıkardığı Karadayı gazetesinde ülkenin sorunlarıyla ilgili yazılar yazmaya başlar. Düşmana ait saldırı planını ele geçiren Nedime Hanım ve arkadaşları bunu Anadolu’ya ulaştırmaya çalışır. Bu işi Kamil Bey üstlenir ama sonra yakalanır ve tutuklanır. Sorguya çekilir. Nedime Hanım’ın yaptıklarını anlatması istenir. Kamil Bey sorumlu bir aydın olduğundan İstanbul hükümetinden iş verilmesine rağmen Nedime hanımı yakalatacak bir şey anlatmaz.

Kemal Tahir:

Esir Şehrin Mahpusu

Kamil Bey‘in hapishanede geçirdiği günleri konu alır.

Kemal Tahir:

Yorgun Savaşçı

(Yüzbaşı Cemil, Neriman,)

Roman üç bölümden oluşur: Von Kros Paşa’nın Dürbünü, Karanlığın Dibinde, Dönemeç. Roman, 1908 Meşrutiyet ile Mütareke Devri arasındaki olaylardan, Balkan ve Birinci Dünya Savaşı’nın getirdiği Cemil’in teyzekızı Neriman‘la evlenmesine paralel başlayan olaylardan kurtulmak isteyen yorgun savaşçıların Anadolu’ya geçmeleriyle gelişir. Böylelikle Mustafa Kemal saflarına katılarak güç kazanırlar. Kurtuluş savaşını müjdeleyen milli bir güven ortamı yaratırlar.

Mithat Cemal Kuntay:

Üç İstanbul

(Adnan, Hidayet, Belkıs, Şair Raif, Naşit)

Romanda her dönemi bir konak temsil etmektedir. II. Abdülhamit Dönemi’ni Hidayet‘in, II. Meşrutiyet Dönemi’ni Adnan‘ın ve İstanbul’un İşgal Dönemi’ni Naşit‘in konağı temsil etmektedir.

Peyami Safa:

Biz İnsanlar

(Orhan, Vediha, Ahmet, Tahsin, Cemil, Necati)

Kurtuluş Savaşı yıllarında bazı çıkarcı zengin insanlar işgalci devletlerle iş birliği yapar. Orhan da o dönemde yatılı bir okulda öğretmenlik yapar. Öğrencilerinden vatan sever Tahsin, iş birlikçi aileden olan Cemil’i döver. Orhan öğretmen Cemil‘i evlerine götürür. Orada Cemil’in ablası Vediha‘yı görür ve ona aşık olur. Kavgadan dolayı Orhan öğretmenlikten istifa eder. İşsiz ve beş parasız kalır. Soğuk bir kış günü sıcak bir kahve içmek için kahveye gider. Kahve kapalı olduğu için düşüp kalır. Kahvehanecinin erken gelmesiyle hayatı kurtulur. İyi anlaştığı arkadaşı Necati, Orhan öğretmene bir tercümanlık işi bulur. Biraz para kazanınca aklına Vediha gelir. Vediha hastalandığı için hastanede yatmaktadır. Günlerce hastanede Vediha’nın yanında kalır. Hiç dinlenmez. Hastanede bir gün hava almak için dışarıya çıktığı bir anda düşüp ölür. Orhan öğretmen Vediha’nın aşkı uğruna ölmüştür. Ancak Vediha yaşamaya devam etmiştir.

Talip Apaydın:

Toz Duman İçinde

(Molla Mahmut, Teğmen Galip, Hacı Nuri, Haceli)

“Toz Duman İçinde, Vatan Dediler, Köylüler” Milli Mücadeleyi anlatan üçlemedir. Üçlemede, işgalci güçlere karşı savaşan, Molla Mahmut kişiliğinde somutlaşan Anadolu halkı, direnişe aç, çıplak, savaş yorgunu olmalarına bakmaksızın katılmıştır. Kendi köylerinin hocası ve köy çoğunluğu karşılarındadır. Mültezim soygunundan, harmandan alınan vergilerden dolayı, Osmanlı’nın baskıcı yönetiminden bezmiş bu köylülerin Kurtuluş Savaşı’ndan beklentileri çoktur.

Talip Apaydın:

Vatan Dediler

“Toz Duman İçinde, Vatan Dediler, Köylüler” Milli Mücadeleyi anlatan üçlemedir. Üçlemede, işgalci güçlere karşı savaşan, Molla Mahmut kişiliğinde somutlaşan Anadolu halkı, direnişe aç, çıplak, savaş yorgunu olmalarına bakmaksızın katılmıştır. Kendi köylerinin hocası ve köy çoğunluğu karşılarındadır. Mültezim soygunundan, harmandan alınan vergilerden dolayı, Osmanlı’nın baskıcı yönetiminden bezmiş bu köylülerin Kurtuluş Savaşı’ndan beklentileri çoktur.

Talip Apaydın:

Köylüler

“Toz Duman İçinde, Vatan Dediler, Köylüler” Milli Mücadeleyi anlatan üçlemedir. Üçlemede, işgalci güçlere karşı savaşan, Molla Mahmut kişiliğinde somutlaşan Anadolu halkı, direnişe aç, çıplak, savaş yorgunu olmalarına bakmaksızın katılmıştır. Kendi köylerinin hocası ve köy çoğunluğu karşılarındadır. Mültezim soygunundan, harmandan alınan vergilerden dolayı, Osmanlı’nın baskıcı yönetiminden bezmiş bu köylülerin Kurtuluş Savaşı’ndan beklentileri çoktur.

Tarık Buğra:

Küçük Ağa

(İstanbullu Hoca / Mehmet Reşit Efendi, Çolak Salih, Emine)

Küçük Ağa romanında başkahraman İstanbul’dan gelen bir aydındır. Üstelik kahraman, Anadolu insanına karşı kötümser düşünceleri yerine benimseyici yaklaşımıyla öne çıkmaktadır. Eser, farklı görüşleri ele almasının yanı sıra bunu tarafların bakış açısına göre de okuruna aktarıyor.

Küçük Ağa, Akşehir’de İstanbullu Hoca adıyla bilinen Mehmet Reşit Efendi adlı bir adamın fikri dönüşümünü ele alıyor. Akşehir’e imam olarak gönderilen İstanbullu Hoca’nın baştaki asıl amacını, halkı Osmanlı tarafında tutmak oluşturuyor. Ancak olayların seyri Hoca’yı daha değişik yollara sürüklüyor.

Kuva-yi Milliyeciler tarafından yakalanmak istenen Hoca, kaçarak yaşamına eşkıya olarak devam eder Ve bundan sonra Küçük Ağa olarak anılmaya başlar. Kuva-yi Milliyecilerden kaçma süreci boyunca düşünce olarak da bir yolculuğa çıkan Küçük Ağa, sonrasında ise mücadelesine çok daha farklı bir saftan devam eder. 

Tarık Buğra:

Küçük Ağa Ankara’da

(İstanbullu Hoca / Mehmet Reşit Efendi, Çolak Salih, Emine, Mustafa Kemal Paşa, Çerkez Ethem)

“Küçük Ağa” romanın devamıdır. Küçük Ağa, Çerkez Ethem olayında gösterdiği yararlılıklar üzerine Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankara’ya çağrılır. Bir süre Ankara’da kalan Küçük Ağa, Fevzi Paşa tarafından yanına alınır. Bir gün Fevzi Paşa’nın adamlarıyla Akşehir’e giden Küçük Ağa, karısının bir başkasıyla evlendirildiğini ve ağır hasta olduğunu öğrenir. Görüşemediği karısı Emine, Birkaç gün içinde ölür.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu:

Ankara

(Selama Hanım, Nazif Bey, Binbaşı Hakkı Bey,)

Milli Mücadele yıllarında hiçbir çıkar gözetmeksizin yurtları için çalışan bazı subayların ve politikacıların zaferden sonra “sermaye çevreleriyle ilişkileri” ya da “arsa spekülasyonu”, “taahhüt işi” gibi girişimlerle zenginleşmeleri, “inkılap”a boşvermişlikleri ele alınır. Romanın kadın kahramanı Selma’nın yaşamı izlenerek Milli Mücadele inancının ateşli dönemleri ve sonrası anlatılıyor. Roman üç bölümden oluşuyor:

Birinci bölüm: Kurtuluş Savaşı yıllarının Ankara’sı (1922’ye kadar).

İkinci bölüm: Cumhuriyet’in kuruluş yıllarının Ankara’sı (1926’ya kadar).

Üçüncü bölüm: Cumhuriyet’in kuruluşundan sonraki yılların Ankara’sı (1937-1943’e kadar).

Olaylar yazarın her bölümde ayrı bir kişilik olarak karşımıza çıkardığı Selma Hanım’ın çevresinde geçer. Selama Hanım’ın arayışı Ankara’nın arayışıdır. Yazgısı Ankara’nın yazgısıdır. Yaşamı da Ankara’nın yaşamıdır.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu:

Yaban

(Ahmet Celal, Mehmet Ali, Emine, Salih Ağa, Zeynep Kadın)

Kurtuluş Savaşı döneminde Anadolu köylüsünün durumunu ve aydın-köylü çatışmasını anlatmıştır. Romanın başkahramanı Ahmet Celal, yedek subay olarak katıldığı Birinci Dünya Savaşı’nda bir kolunu kaybetmiştir. İstanbul’a İngilizlerin girmesi üzerine, emir eri Mehmet Ali’nin çağrısına uyarak, onun Orta Anadolu’da Porsuk çayı kıyısındaki köyüne gidip yerleşir. Köylü için Ahmet Celal bir “Yaban”dır. Kendinde bütün duyguların tükendiğini sanan Ahmet Celal, köylü kızı Emine‘yi sevmeye başlar. Oysa Emine, Mehmet Ali‘nin kardeşi İsmail’in karısıdır. Köye Yunan ordusu girer. Ahmet Celal, Emine ile birlikte bu ölüm çemberinden kaçmak ister. Emine yaralanır. Geceyi bir mezarlıkta geçirirler. Sabahleyin yola çıkacakken Emine’nin kıpırdayamayacak kadar ağır yaralandığını görür. Ahmet Celal onu bırakır ve bilinmeyen bir yöne doğru gider.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu:

Sodom ve Gomore

(Leyla, Necdet)

İşgal yıllarının İstanbul’unu konu edinen Sodom ve Gomore, Yakup Kadri’nin romanları arasında zaman bakımından Hüküm Gecesi’nin devamı sayılır. İşgal yıllarındaki İstanbul’un ahlaki çöküntüleri anlatılır. Leyla-Necdet aşkının arka planında İstanbul’un İngilizler tarafından işgali sonrasında oluşan sosyal problemler anlatılmaktadır. Mütareke döneminin çürüyen çevrelerini, kokuşmuş kişiliklerini konu edinen roman sanki bir zaman diliminde geçiyor duygusu yaratsa da, olayların ardında işgale karşı oluşan bir kinin “isyanla mayalanan bir ruhun” geliştiği görülür. Batı hayranı Türkler’i, alafrangalığa özenen züppelerin, emperyalistlerle işbirliği içinde olan kesimlerin, işbirlikçi burjuvazinin yer aldığı geniş bir panorama olan Sodom ve Gomore’de Karaosmanoğlu romanını örerken bir anlamda Tanrıların gazabından yararlanıyor.

Mehmet Rauf:

Halas

(Nihat, Beatrice, İclal, Emin Bey)

Roman Anadolu’nun işgalini ve Milli Mücadeleyi, İzmir ve İstanbul’daki yansımalarının içinde anlatılır. Aşk duygusu içinde gelişen roman Teğmen Nihat‘ın Beatrice ve emekli subay Emin Bey‘in kızı İclal arasındaki tercih sebebini milli hassasiyetler karşısındaki durumu oluşturur. Romanda Anadolu’nun işgali ve Kurtuluş Savaşı anlatılmış kadına duyulan aşkın yanında vatan, millet aşkına da geniş yer verilmiştir.

Yıldız vermeyi unutmayın 😉
[Total: 1 Average: 5]
Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.