İkinci Yeni

Türk şiirinde “birey”in bir sorunsal olarak öncelenmesi İkinci Yeni şairleriyle başlar. Değişen toplumsal koşullar ve değerler dizgesi içinde bireyin yaşadığı duygu-durumlar üzerine yoğunlaşan poetik dikkat, İkinci Yeni şairlerinin hemen hepsinde çeşitli biçimlerde görülebilir.

İkinci Yeni
A+
A-
05.12.2023
144

Türk şiirinde “birey”in bir sorunsal olarak öncelenmesi İkinci Yeni şairleriyle başlar. Değişen toplumsal koşullar ve değerler dizgesi içinde bireyin yaşadığı duygu-durumlar üzerine yoğunlaşan poetik dikkat, İkinci Yeni şairlerinin hemen hepsinde çeşitli biçimlerde görülebilir. Hatta bu yönü, onu kendisinden önceki şiirden ayıran en önemli özelliklerinden biridir; “İkinci Yeni bir yandan şiirin, bir yandan şairin kendi içine dönüşü, bireyi arayışıdır diyebiliriz. İkinci Yeni şirinin ayırıcı bir özelliği olarak merkezî bir konuma yerleştirilen “birey”in çoğunlukla kentli oluşu ya da kent yaşantısı içinde verilişi de dikkati çeker. Bunda, toplumsal değişim ve dönüşümlerin öncelikle kentte başlaması, tüm etki ve sonuçlarının ilkin kentte görülmesi belirleyici bir rol oynar. Hareketin doğduğu 50’li yıllar, Türkiye’nin ekonomik ve politik yönelimindeki köklü değişimlere paralel olarak bireyin yaşam biçiminde, “değer” algısında ve tercihlerinde ortaya çıkan dönüşümlerin özellikle büyük kentlerde kendini göstermeye başladığı bir döneme rastlar. Turgut Uyar, şiirdeki değişimin bu süreçle ilişkisini ortaya koymaya çalışırken “Demokrat Parti’nin yarattığı para patlaması”na ve bunun getirdiği “değerler değişmesine, sarsılmasına” değinmek gerektiğinden söz ederek kendi yaşantısından bir örnek verir: “Ben kendi adıma, bir subay olarak Terme’den Ankara’ya geldiğimde büyük bir sarsıntı geçirdim, bir hesaplaşmaya girme gereğini duydum. Öbür arkadaşlar da aynı sarsıntıyı yaşamış olmalılar ki şiir değişti ve değiştiği ortama yerleşti. Turgut Uyar’ın yukarıdaki sözleri, İkinci Yeni için daha çok toplumcu gerçekçi eleştirmenlerin öne sürdüğü “Demokrat Parti iktidarının baskıcı ortamında ortaya çıkmış bir kaçış şiiri” savını doğrulmaya yönelik değil elbette; tam tersine, bu şiirin temelinde sorgulama, irdeleme, anlamak isteme gibi çabaların ve bunların dayalı olduğu bir tür direncin bulunduğunu vurgulamak ister Uyar. Değişen toplumsal koşulların içinde ortaya çıkan “yeni insan” algısının başat sorunsallardan biri olarak belirdiği bu şiirsel edim, kuşkusuz, farklı bir duyarlık biçimini ve farklı bir dil kullanımını da beraberinde getirecektir. Nitekim Edip Cansever; anlamsızlıkla, saçmalıkla, dili bozmakla suçlanmaları karşısında şu savunuyu öne sürer: “Bu arada unuttukları bir şey var; o da dilin sadece bir sonuç olduğudur; değişen koşulların, değişen düşüncelerin, değişen beğenilerin doğal bir sonucu. (…) Yani biz istesek de istemesek de dilin bilinen akışı bozulacaktır; şair düşüncelerine, duygularına uygun bir dile yaslayacaktır şiirlerini.” (Cansever 1994: 46, 47). Bu şiirde söz konusu olan da “varolanı dışlaştırmak değil, görünmeyeni dışlaştırmak yoluyla onun değiştirilmesine katılmaktır. (…) Toplumdaki çözülmüşlüğü, dağınıklığı, kopukluğu, çaresizliği dışlaştırarak insana dönmek, onu kendi kendisine tanıtmaktır.

Bizi Takip Edin

Diyariedebiyat.com ailesi olarak sunduğumuz paylaşım ve içerikleri yakından takip etmek için sosyal medyada bizi takip edin.

📌Facebook grubumuza katılmak için tıklayınız.

📌Telegram grubumuza katılmak için tıklayınız.

📌İnstagram hesabımızı takip etmek için tıklayın.

📌Twitter takip için tıklayınız.

Yıldız vermeyi unutmayın 😉
[Total: 0 Average: 0]
Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.