NATÜRALİZM (DOĞALCILIK)

Determinizm anlayışını romana getiren Natüralizm 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da ortaya çıkmıştır. Realizmin daha ileri ve abartılı biçimidir.

NATÜRALİZM (DOĞALCILIK)
A+
A-
27.09.2023
8.117

NATÜRALİZM (DOĞALCILIK)

Determinizm anlayışını romana getiren bu akım 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da ortaya çıkmıştır. Özellikle Darwinci doğa anlayışının ilke ve yöntemlerinin edebiyata uyarlanmasıyla gelişen, gerçekliği aşırılık derecesine vardıran edebiyat akımıdır.

Natüralizm Akımının Ortaya Çıkışı

19. yüzyılda kapitalist ekonomi birçok ülkede yaygınlık kazanmış, toplumsal sınıflar arasındaki uçurum giderek büyümüştür. Büyük kentlerin dış kesimlerini, derme çatma evlerde oturan, hızla gelişen sanayide ucuz işgücü oluşturan insanlar doldurmuştur. Zor koşullar içinde yaşayan bu insanların sorunları toplumun kanayan yarasını oluşturmuştur.. Böylece bir ortamda, bu insanların dramı sanata, edebiyata da yansımıştır.

Deneysel bilimler gelişmiş, fen bilimlerine uygulanan deneysel yöntemler sosyal bilimler için de kullanılarak insanın biyolojik ve psikolojik yapısının belli etkenlere bağlı olarak oluştuğu savunulmuştur. Hippolyte Taine‘nin determinizm (doğa olaylarında aynı nedenlerin, aynı koşullar altında aynı sonuçları vermesi) ve Darwin’in evrim ve soyaçekim düşüncesi çağa hakim olmuştur. Zamanın hakim düşüncesi edebiyatta etkisini göstermiş ve bunun sonucunda natüralizm akımı doğmuştur.

Natüralizm Akımının Felsefesi ve Sanat Görüşleri

Natüralizmin kurucusu Emile Zola‘dır. İlk doğalcı roman, Goncourt Kardeşler‘in bir hizmetçi kızın yaşamını konu alan Germinie Lacarteux adlı yapıtıdır. Emile Zola ise ileri sürdüğü görüşleri ispatlamak için “Deneysel Roman“ı yazmıştır.

Natüralizm akımının felsefesini Hippolyte Taine’nin determinizm görüşü oluşturur. Determinizm görüşü edebiyata uygulanmış, edebiyatın da deneysel bilimlerde olduğu gibi bir deneme sahası olabileceği görüşü ortaya atılmış, böylece edebiyata deney de girmiştir. Bu görüşe göre edebiyatta sadece gözlem yeterli değildir.

Gözlemci, doğadaki olayları hiçbir değişikliğe uğratmadan, olduğu gibi ele alır.

Deneyci ise olayları doğanın ortaya çıkardığı biçimlere göre değil, herhangi bir amaçla kendisinin onlara farklı koşullar altında verdiği biçimlere göre inceler. İşte yazar da böyle hareket etmelidir.

Natüralist sanatçılar, insanı ele alırlar. Ancak onun ahlaksal ve ruhsal yönleriyle değil, fizyolojik özellikleriyle ele almışlardır. Onlar kişinin ruhsal durumunu uzunca anlatmak yerine, ruhsal durumun o kişiye nasıl bir hareket yaptırdığını ve nasıl bir tavır takındırdığını görmeye çalışırlar.

Çünkü bu akıma göre insanın duyguları, düşünceleri ve tutkuları yetiştiği çevrenin ve kalıtımın (soyaçekim) ürünüdür. Kalıtsal özellikler, çevre şartlarıyla birleşip insanın karakterini oluşturmaktadır. Dolayısıyla insanların davranışlarını içgüdüleri yönlendirmektedir.

Natüralist yazarlar gerçeğin daha çok, çirkin ve olumsuz yönünü ele almışlardır. Toplum dışına itilmiş sorunlu kişileri (yoksul işçiler, ayyaşlar, hırsızlar…) anlatırlar. Çünkü onlar toplumsal sorunların dibine inmek istemiştir. Bundan dolayı da daha çok kokuşmuşlukları, insan sefaletini ve çirkinlikleri işlemişlerdir.

Natüralizmde yazar kendi kişiliğini gizler. Sadece olanları yazar. Yani herhangi bir seçme ve ayıklama yapmaz. Bu nedenle de natüralist sanatçılar dilde pek seçici davranmamışlardır. Onlar halkın anlayabileceği bir dil kullanmıştır. Bu edebi dilden uzak bir dildir.

Kahramanlar, seçtikleri çevrenin ve sosyal sınıfın diliyle konuşturulmuştur. Bunun sonucu olarak da eserlerde argo sözcüklere ve küfürlere yer verilmiştir. Natüralizmle birlikte sokak dili edebiyata girmiştir.

Natüralizm Akımının Özellikleri

*Determinizme göre, tabiat olaylarında aynı sebepler, aynı şartlarda, aynı sonucu doğurur .

*Realizmin daha ileri ve abartılı biçimidir.

*Sanatçılar, olayları ve kişileri bir bilim adamı gözüyle inceler.

*Sanatçılar, yapıtlarında, yaşamı, çirkin hatta iğrenç yönleriyle anlatmaktan çekinmez.

*Determinizm kuramından hareket edilmiş ve bu, edebiyata uygulanmıştır.

*Soyaçekim, çevrenin insan üzerindeki etkisi , deneye dayanma ve gözlem önemlidir.

*Sanatçılar, yapıtlarında, halkın kolayca anlayabileceği açık ve yalın bir dil kullanmışlardır.

*Yapıtlardaki kahramanlar, toplumun hangi kesimindense o kesimin ağzıyla konuşturulmuştur.

*Natüralizmde dil, içinde bulunulan çevrenin dilidir . Yöresel söyleyişler ve sözcükler çokça kullanılır.

Realizm ile Natüralizm Akımlarını Farkları

Realizmde gözlem vardır. Natüralistlerde ise gözlemi deneye dayandırarak olayları çevreye ve soyaçekime bağlamışlardır.

Realistler yaşadıkları zamanı anlatırken uzak ülkeleri işlerken natüralistler sadece kendi zamanlarındaki gerçekleri işlemiştir.

Realistler üsluba ve kompozisyona çok önem verirler. Natüralistler ise kompozisyona ve dilde seçiciliğe önem vermezler.

Natüralizm Temsilcileri:

Fransız Edebiyatında:

*Emile Zola,

*Guy De Maupassant,

*Alphonse Daudet,

*Goncourt Kardeşler

Amerikan Edebiyatında:

*John Steinbeck

Türk Edebiyatında Natüralizm Temsilcileri:

*Nabizade Nazım,

*Hüseyin Rahmi Gürpınar

*Beşir Fuat

*Selahattin Enis

Natüralizm Örnek Sorular:

Düş gücüm kuvvetli, gözlem yeteneğimin ise zayıf olduğunu arkadaşlarım söyler. Bunu ben de bildiğimden, gerçek hayat üzerine bir şey yazmam istenince biraz tedirgin olurum. Romanlardan, öykülerden, yazarların iç dünyasından söz ederken sorun yoktur. Ama gerçek bir kentte yer alan gerçek bir yeri anlatırken… Bu benim gibi yazarlar için hiç kolay olmaz.
Bu sözleri söyleyen bir yazarın aşağıdaki akımlardan hangilerine bağlı yapıtlar vermesi beklenmez?( ÖSS – 2009)
A) Romantizm – Realizm
B) Klasisizm – Sembolizm
C) Romantizm – Natüralizm
D) Sembolizm – Sürrealizm
E) Realizm – Natüralizm

Çözüm:
Düş gücü kuvvetli, gözlem yeteneği zayıf olan sanatçı gerçek yaşamdan uzaklaşır. Düşlere sığınır ve insanın iç dünyasını anlatır. Böyle bir sanatçının da realizm ve natüralizm akımlarına bağlı yapıtlar vermesi beklenemez.
Romancı, bilimsel determinizm yöntemiyle incelediği olayları anlatırken kendi kişiliğini gizlemiş ve bu yolla sanatını toplum için kullanmıştır.
Burada sözü edilen romancı, hangi edebiyat akımına bağlı olabilir?
A) Romantizm
B) Sembolizm
C) Natüralizm
D) Parnasizm
E) Fütürizm
Gözlemin romancı için yeterli olmadığını, gözleme deneyi de eklemek gerektiğini savunan sanatçı “Meyhane” adlı romanını yazarken madencilerin arasında, “Germinal” adlı romanını yazarken ise demiryolu işçilerinin arasında yaşamıştır. Yazarın yaşadığı yerde notlar tuttuğu ve kahramanı olacak insanlarla bizzat görüştüğü bilinmektedir. Burada tanıtılan sanatçı ve bağlı olduğu edebiyat akımı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Victor Hugo – Romantizm
B) De Banville – Parnasizm
C) E. Zola – Natüralizm
D) Descartes – Klasisizm
E) Stendhal – Realizm
I. İnsan ve toplumla ilgili olayları, bilimsel determinizm yöntemiyle ele alır.
II.”Sanat toplum içindir.” ilkesini benimserler.
III. İnsan davranışlarını, soyaçekimden gelen içgüdü özellikleriyle açıklar.
IV. Toplumdan dışlanmış tipler, yoksullar ve işçiler en çok işledikleri kişilerdir.
V. Yazar, Eserlerinde kişiliğini gizlemeyerek tüm yönleriyle kendini hissettirir.
Yukarıdakilerden hangisi natüralizmin bir özelliği değildir?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V

Örnek Realizm Metni İnceleme

Guy De Maupassant‘ın  (Mopasan) Jules Amcam

“… O galiba kötü yola sapmış, yoksul ailelere göre suçların en büyüğünü işlemiş, yani birkaç para yemişti. Zenginler için eğlence peşinde koşan adam yalnızca budalalık etmektedir. O, gülümseyerek söylendiği gibi, hovardanın biridir. Yoksullardaysa ana babayı sermayeden yemek zorunda bırakan bir oğul kötü kişidir, serseridir, haylazdır!

Bu ayırdediş de, iş aynı olmakla birlikte, yerindedir. Çünkü davranışların önemini ancak sonuçları belirtir…” Guy De MaupassantJules Amcam

Metin, natüralist bir eserden alınmıştır. Ele alınan konu, toplumun bozuk bir tabakasındaki birinin davranışlarıdır. Metinde kişinin ekonomik çevresinin hakkında verilen yargıları nasıl belirlediğine değinilir. Bu açıdan natüralizmin determinist (sebep – sonuç) unsurunu yansıtır. Zenginlerin parayı çarçur eden kişilerden “gülümseyerek”, “hovardanın biri” gibi ifadelerle alttan alınarak bahsettikleri; ancak fakir aileler için çocuklarının para çarçur etmesinin büyük bir günah olduğu, böyle bir şey yapanın “kötü, serseri, haylaz” biri olarak algılanacağından bahsedilir. Aynı metinde “… davranışların önemini ancak sonuçları belirtir.” ifadesiyle determinizm ifade edilir. Zengin çocuğu ve fakir çocuğu bire bir aynı kararı almışlardır, sadece ekonomik statülerine bağlı olarak farklı sonuçlarla karşılaşırlar. Dil ve anlatım bakımından metin nesnel bir üslupla, yaşayan olayları oldukları gibi aktarır. Anlam açıktır. Kullanılan dil sadedir.

Bizi Takip Edin

Diyariedebiyat.com ailesi olarak sunduğumuz paylaşım ve içerikleri yakından takip etmek için sosyal medyada bizi takip edin.

📌Facebook grubumuza katılmak için tıklayınız.

📌Telegram grubumuza katılmak için tıklayınız.

📌İnstagram hesabımızı takip etmek için tıklayın.

📌Twitter takip için tıklayınız.

Yıldız vermeyi unutmayın 😉
[Total: 0 Average: 0]
Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.