Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner – TANPINAR’IN SANAT VE EDEBİYAT GÖRÜŞLERİ ÜZERİNE

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Her Şey Yerli Yerinde” adlı şiiri, anlatıcısının karşılaştığı nesneye yüklediği anlamlar bakımından önemlidir. Şiirin genelinde “şey”e odaklanan ve eserini oluşturan Tanpınar, eşyalara şiir anlatıcısının duygu hâlini yükleyerek özne ve nesne arasında bir iletişimin daha da ötesinde özdeşim kurar

Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner – TANPINAR’IN SANAT VE EDEBİYAT GÖRÜŞLERİ ÜZERİNE
A+
A-
21.12.2022
447

Her şey yerli yerinde; havuz başında servi

Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan,

Eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan,

Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Her Şey Yerli Yerinde” adlı şiiri, anlatıcısının karşılaştığı nesneye yüklediği anlamlar bakımından önemlidir. Şiirin genelinde “şey”e odaklanan ve eserini oluşturan Tanpınar, eşyalara şiir anlatıcısının duygu hâlini yükleyerek özne ve nesne arasında bir iletişimin daha da ötesinde özdeşim kurar:

Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak,

Serpilen aydınlıkta dalların arasından

Büyülenmiş bir ceylân gibi bakıyor zaman

Sessizlik dökülüyor bir yerde yaprak yaprak

Sanatçı, baktığı her şeyde insan ruhunu ararken gördüklerini ruh dünyasının penceresinden anlatır, ortaya sanat eseri çıkar. Tanpınar şiirlerinde ve nesirlerinde hayatın dış görüntülerini ve hikâyelerini değil insan ruhunun ve yaşamın sırlarını arar.

Kendisi de bir denemesinde şöyle der: “Hakiki şiirin, asıl sanat eserinin kendi varlığından başka hedefi yoktur. Kendisinde başlar, kendisinde biter. Bütün asaleti de buradan gelir. Ondan beklenilecek yegâne şey, bizde bediî alâka dediğimiz ve hayatımızın maddî taraflarıyla, gündelik endişeleriyle münasebettar olmayan saf bir alâka uyandırmasıdır.”

Görüldüğü gibi kendisi dışındaki herhangi bir şeye bakarken yine kendisinden hareket ederek kendisiyle alâkalı bir şey arar.

İnsan, bir öznedir ve bir obje olan eşyaya baktığı zaman onu yine kendi dünyasından yorumlar. Dolayısıyla ortaya çıkan sanat eseri kendinden bağımsız değildir, eşya kendisine bakana göre şekillenmektedir.

Tanpınar’ın şiir ve romanlarını besleyen belli başlı temalar: Zaman, rüya, bilinç akışı, gece, ay ışığı, deniz, bulut, akşam veya gece ve rüya etrafında metafizik kaygı içeren unsurlardır. Her ne kadar Tanpınar bu temalardan şiir etrafında bahsetse de onun şiirlerinin bir tefsiri olarak görebileceğimiz romanları ve hikayeleri de bu temalardan ayrı değerlendirilemez.

Her “şey”in yerli yerinde oluşu, Tanpınar’ın şiirlerinde sıklıkla kullandığı zaman ve mekân ile yakından ilgilidir. Zaman akıp giderken ve dinamik bir süreci temsil ederken mekân sabittir. Şiir öznesi, zamanın ve mekânın bu zıtlığından hareketle şiirin çatışmasını eşyalar üzerinden gösterir. Ancak bu çatışma kimi zaman da bir iç içelik ile birlikte sunulur. Çünkü mekânda yer alanlar, zamanın da izini taşıyan eşyalardır. “Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner” söyleminden de anlaşılacağı üzere, ömür bir rüyâdan ibarettir, yani gerçek değildir. Ancak rüyanın eşyaya sinmesinde bu hayali somutlaştırma amacı görülür. Zamanın akıp giden hareketliliğinde tıpkı eşyalar gibi insan da kalıcı değildir, ancak cansız bir varlık olan eşyanın canlı bir varlık olan insana göre kalıcılığı daha uzun sürelidir. Şiir anlatıcısının yaptığı da zamanın bu hızla akıp giden hareketliliğinde kısa süreli kalıcı olanın rüyasını uzun süreli kalıcı olana sindirmektir. Çünkü sindirmek bir anlamda iz bırakarak insanlığın yaşam süresini uzatmaktır. Bu yönüyle, şiir söyleyeni eşya ile bir duygu etkileşimi yaşayarak insan ve eşya arasındaki özdeşleyimi başlatmış olur.

“Ne içindeyim zamanın” şiiri, şiir halini, kozmosla insanın birleşmesini nakleder ki, bir çeşit murakabe (içine dalma) ve rüya halidir. Zaten rüyanın kendisinden ziyade, benim şiir anlayışımda, bazı rüyalara içimizde refakat eden duygu mühimdir. Asıl olan duygu bu duygudur. Musikî burada işe girer. Çünkü bu duygu musikîşinas olmamak şartıyla musikî sevenlerde bu sanatın uyandırdığı hisse benzer. Bunu, yaşadığımızdan başka bir zamana gitmek diye tarif edebilirim. Başka türlü ritmi olan ve mekanla, eşya ile içten kaynaşan bir zaman.”

Şiiri bir şekil meselesi olarak gören Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Haşim ve Yahya Kemal tesirinde sembolizmi benimsemiş bir sanatçıdır. Ancak şiirde üstatlarının –özellikle de Yahya Kemal’in- gölgesinde kalma endişesi onun kendine ait bu imge dünyasını roman ve hikaye sahasında da devam ettirdiğini göstermektedir.

KAYNAKÇA

Ayvazoğlu, Beşir (2002). Aşk Estetiği. İstanbul: Ötüken Yayınları.

Tanpınar, Ahmet Hamdi (2009). Bütün Şiirleri. 9. Baskı. İstanbul: Dergâh Yayınları.

TANPINAR, Ahmet Hamdi, Antalyalı Genç Kıza mektup.

Gezeroğlu , Senem , Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Her Şey Yerli Yerinde” Adlı Şiirini Özdeşleyimci Kurama Göre Okuma.

Yıldız vermeyi unutmayın 😉
[Total: 1 Average: 5]
Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.